Kurban ve Vejetaryenlar

Kurban Bayramı’nın gelmesiyle beraber eski ve her zaman devamlılığını koruyan hayvan kesme sorunu bir daha vejetaryen ve hayvan severler tarafından dile getirildi.

Vejetaryenler tarafından savunulan her canlının bu dünyada yaşama ve yenilmeme korkusu içerisinde kendi hayatlarını devam ettirmesi gerektiği hatta ve hatta hayvanlardan elde edilen hiç bir besinin tüketilmemesi düşüncesine karşı dindar kesin tarafından savunulan dünyada ve kainatta ki herşey Allah-ü Teala tarafından insanoğlu için yaratıldığı inancı karşı karşıya geliyor.

Bir çok sitede ve özelliklede Facebook üzerinde bu tartışmalar yüzünden bir kaç tane sayfadan çıktım. Çünkü her iki tarafta belli kısımlarda haklı ve haksız olmalarına rağmen onur kırıcı ve rencide edici kelimelerle birbirlerine hitap ediyorlar.

Bir kesim canilikle bir kısımda dinsizlikle itham edilmekte.

Ne yazık ki bu tarz davranışlar her iki taraf içinde çözümden çok çözümsüzlük ve antipati oluşturuyor.

Şimdi gelelim her iki tarafın haklı ve haksız olduğu kesimlere. Öncelikle vejetaryenler tarafından duruma bir göz atalım.

Denildiği gibi her canlının bu dünyada yaşama hakkı olduğu kesinlikle doğru. Hiç bir canlının başka bir canlı için hayatını vermemesi gerekmekte. Bu durum bir insanın bir başka insan için ölüp yenmesine benzetilebilir. Dünya, insanoğlu yaratılmadan önce yaratılmış ve canlılarda bizden çok önceleri burada yaşamaya başlamışlardır.

Yırtıcı daha doğrusu et ile beslenen hayvanların sindirim sistemleri otçul hayvanlara göre çok daha hızlı ve daha kısadır. Bir aslan yemeğini yedikten 4-5 saat sonra sindirip bunu dışkı yolu ile atmaktadır. Bu sayede zararlı yağ ve enzimleri vücutları sindirmemiş oluyor. Otçul hayvanların ise uzun ve yavaş bir sindirim sistemi var. Yemiş oldukları otları ancak 1-2 gün sonrasında vücutlarından atmaktadırlar. İnsanoğlunun sindirim sistemi de yavaş ve uzun sürmekte, yenilmiş olan besinler 1 gün sonra atılmaktadır. Yani insanların sindirim sistemi otçul bir yapıdadır. Ot yemeğe daha müsaittir. Aynı zamanda diğer avcılar gibi avlarını parçalamaya yarayan sivri dişleri de bulunmamaktadır. Yapısal olarak et yemek vücut yapımıza daha uygun ve sağlıklıdır.

Aynı zamanda din adı altında bir çok işi bilmez, kendini bilmez ve beceriksiz insanın hayvanlara işkence çektire çektire kesmeleri üstüne üstün bunu da küçük çocukların önünde yapmaları kabul edilemez. Hiç bir canlı bu tarz bir ölümü hak etmemektedir. Bir çok hayvan hakları savunucusu ile vejetaryen olan kişi küçüklüğünde bu tarz kötü anılarından dolayı bu kadar hassas olduğunu düşünürsek bunun kabul edilebilir bir tarafı bulunmamaktadır. Bu yapılan ne yazık ki Allah-ü Teala’nın bizlere farz kıldığı tarzda bir kesim ve kurban etme şekli değil. Ve ne yazık ki şu anda alış-veriş merkezlerinde ünlü firmalarca üretilen etlerin hepsi hayvanlar için çok zor ve çileli bir hayatları sonucunda bize ulaşan etleridir. Burada tavuk, inek, koyun vs bütün hayvanlar için kötü ve pis şartlar içerisinde hayvanlar hayatlarını kesim gününün gelmesini bekleyerek geçirmektedirler.

Neyse bu kadar vejetaryen tarafından baktığımız yeter. Sıra geldi madalyonun diğer bir tarafından bakmaya.

Hz. Adem zamanından beri bir çok İslam dini kurban kesmeyi Allah-ü Teala’ya yaklaşmak, O’na, vermiş oldukları için şükretmek için bir başka canlının hayatını almaktır. Müslümanlıkta akli dengesi yerinde, belli bir gücü olan ve belli bir yaşı geçmiş herkes için kurban kesmek vaciptir. Yani kesin olarak kesme zorunluluğu yok fakat imkanı olanlar kesmelidirler. Bundan dolayı bir müslümanın bütün şartlar elverdiği sürece kurban kesmesi gayet normaldir.

İnsanların başka bir canlıyı tüketmesi durumu insanlığın bilindiği zamanlardan beri var. Fakat hayvanların kesiminin Kurban Bayramı’nda özellikle katliam gibi gösterilerek insanları Müslümanlığa ve müslümanlara karşı kışkırtılarak hedef tahtasına konulmaktadır. Fakat düşünüldüğü zaman hayvan eti her dinde ve her ülkede insanlarca sürekli olarak tüketilmekte. Bütün yemek kültürlerinde birincil besin maddesi olarak kullanmakta. Sanki hayvanlar sadece müslümanlar tarafından kesilmekte ve tüketilmekte.

Diyelim ki hayvanlar artık kesilmiyor. Bütün dünyada hayvanlar hür neşeli mutlu olarak sokaklarda geziniyorlar. Bütün insanlık vejetaryen oldular ve herkes bitkisel gıdalarla besleniyorlar. Fakat bu seferde böcekler içinde seferber olunmaz mı? O kadar sivrisinek öldürüyoruz, sinekleri katlediyoruz. Onlar içinde etkinlikler, yürüyüşler toplantılar da yapılacaklar mı? Hadi onuda geçtik birşekilde hayvanları böcekleri kurtardık. Artık heryerde herkes mutlu mesut yaşıyor. Ama bir dakika başka bir sorun daha var sanki. Bitki hakları!!!! Yüzleri olmadığı, kanı akmadığı ve ses çıkartamadıkları için onlar cansız mı sayılıyorlar? Onlarında canı var. Onlarda bir yaşam formu değil mi? Belki de meyveleri koparılınca ve bıçak ile kesilince onlarında canları acıyor, üzülüyor belkide bizlerin göremediği şekilde ağlıyorlardır. Onlar içinde bir etkinlik. Bu böyle sürüp gider gibi geliyor.

İşin özü hayvanların acılı ve ağrılı olarak hayatlarının son bulması benide üzüyor. Keşke hayvanların ve diğer bütün canlıların yenmesi gerekmeyen bir dünyada yaşıyor olsaydık ama öyle bir yer yok.

Bence şu anda tek dikkat edilmesi ve önemsenmesi gereken şey hayvanların doğru ve hijyenik şartlar altında kesilmesi gerektiği ve kesim sürecine kadar olan hayatlarının daha az acılı ve ızdıraplı olarak sürdürebilmeleridir.

Facebook Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir